12 Kasım 2013 Salı

ziyaret

Sessiz geceydi bir nefes söylemek gerek idi. Demek burada yaşıyorsun. Belki ki eğitmişsin odaların duvarlarını, her nağme hoşgeldine dönüşüyor kulağımda. Müsaade edersen eşikte biraz bekleyeyim, bu yürek okşayışı gibi geldi. Demek bu sobayla ısınıyorsun, bu pencerelere pencere diyorsun, kaç yıllık demiştin unuttum, demek geçmiş yaşantılarıyla kokularıyla bu eve ev diyorsun. Onca zaman geçti ve geçecek diyorsun, unuttum kaç yaşındayım demiştin. Oh ne hoş, sessiz sedasız bir varlığın var ve bununla yetiniyorsun. Sobanın ateşine de ortak edecek misin beni, biliyorsun ben bazen kayboluyorum gözden, bazen de gün içinde bin defa yaşıyorum doğuyorum yaşıyorum. Şu yemek kokusu da, şu sigara kokusu da bana bir şeyler anlatmalı mı senle ilgili? Bırak hiç bir iz bir şey anlatmasın duyuyorum sevecen sessizliğini. Sanki evin tozlarını bile sevmeye başlamışsın gibi, hiç hor davranmamışsın yerli yerindeler ve rahatlar. Kedin gibi olmuşlar. Ne güzel sorarlar değil mi, sırf bu yüzden ben de sormalıyım sana: Üşüyor musun, aç mısın, hasta mısın, sevinçli misin, hüznün yarıyor mu? Sobanın ateşini de paylaşırız şimdi, odanın içinde ateşin dansını seyir ederiz. Kim bilir birden bir şiir okur gibi yaparım, sen hemen anlarsın keyfimi, dinler gibi yaparsın da mest oluruz, senle ben. Bağlama açış yapar, ne söylense de gönlün teline dokunur, biliriz çünkü sevmek güzel kılar her nağmeyi, severken yaşamak en makbul alışkanlığımızdır, senle ben.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder