17 Kasım 2013 Pazar
mektup
Ah be mihri. Ne çok özledim seni.
İnsan bilemiyor işte ne kendisini ne başkasını bi yere koymayı, beceremiyor. Şehir bize basıyordu, biz kendi göğsümüze bastırıyorduk, sonra azıcık nefes aralığında mutlu oluyorduk, hazzı böyle mi öğrenmiştik. Yoksulluğumuzdaki bi parça simit ayran, sonsuz yorucu açık güneşli havada ne ferah bir bulut, bir hava kararması.
Hiç konulmayan yere koymaya çalışmak, hiç anlatılmayan biçimiyle yine de anlatmamak. Varlığa inanmak, bi insanın varlığına inanmak sadece. Sadece varlığından haz duymak. Acı da çekmek ama bütün acılar bunun gibi olsa. Ne az konuştuk biz değil mi, ne çok konuştuk biz değil mi. Ben şimdi 27 yaşındayım, senin bu dönemin nası geçti bilmiyorum, ama benimkisi kaskatı geçiyor. Ve sanki en büyük sorumlusu senmişsin gibi. Değilsin elbet, yoksun bile, varlığına inanmak istediğim bir yokluk.
Ne güzel bir görmelerin vardı, ne çok özlerdim senin muhabbetini, senle aynı şehirdeyken bile. Bağırmak geliyordu içimden yüzüne karşı, gel işte gel içime alacağım seni diye, gel içime gir ve orada kocaman ol büyü, bağır çağır, koş, beni de yok et, gel işte, diye.
Açıklayamaz vallaha billaha hiç bi aşk hikayesi bunu, anlatamaz. Bu bildiğimiz gibi değil, bilmediğimiz gibi hiç değil. Sen benim için koskoca bi trabzondun, he ya, koca bir Trabzon. Trabzonu sen olarak görüp öyle yaşatmamın ne sakıncası var ki.
Yine geleceğim trabzona, büyük büyük ağlayacağım senle muhabbetimizi yad etmek için.
İnansın birileri bana diye yırtıyorum benliğimi, ve ben de inanmak istiyorum, daha ötesi yok hayatın benim gözümde yeri. Hiç olsun, yokluk olsun, koca bi yalnızlık ve acı acı acı olsun ama inanmak olsun. Allah mı diyolardı ona. Ondan işte..
(ben sadece hayatımda olmanı istiyodum, az gram fazlası bile değil)
Çok az yakalayabilmiştim senin sevecen ve rahat bakışlarını. Savaşmak istiyodum onlar daha fazla çıksınlar ortaya diye, diğer binlerce şeyden kurtulsunlar diye.. seni abartmıyorum mihrap, inancımı abartıyorum. İnancı abartmaya da kısaca inanmak denir.
Çok özledim seni mihrap, içim üşüyor.
Sana bütün erkan oğur şarkılarını armağan ediyorum, hepsini ben söylüyorum gibi dinle, bildiğin bilmediğim tüm kelimeleriyle.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder