23 Eylül 2009 Çarşamba

Geceden döküntüler…

Geceden döküntüler…

Mürekkep kokusu, keskin
Kağıt kokusu, saf işlenmemiş
Işık kokusu, mum ışığı, sıcak, tatlı
Şiir kokusu, gece aromalı
Umut kokusu, aşk
Kokuyor.
--------------------------------------

Bu gün üç defa
Üçü de farklı renkte
Farklı kokularda
Aşık oldum
Bir tek şiire sığdırdım
Gel gör ki.
------------------------------------------

Sen ne yamansın,
Boğum boğum boğulurken,
Sessizlikten, gürültüden,
Yumuşak ipeği yırtar gibi
Yırtarsın her bir mekanı
Gösterirsin kendini
Dinletirsin
Sihirli bir arya gibi
Umut.
---------------------------------------
Yuvarlana yuvarlana geldiler
Bir tek labuttum, beni teker teker devirdiler
Giderken de ayağa kaldırmayı ihmal etmediler
Arkalarından bakakalayım diye zannedersem
Kadınlar.
--------------------------------------------------------
Biri birini sever
Ama sevmez o onu
Sonra o da başka birini sever
Başka biri sevmez onu
Başka biri sever başka birini
Başka biri de …. Heeeeyyyy, hey..
Kocaman kocaman genişler
Aşksız aşk çemberi
Bir dünya olur
Neyse ki toprak var, hava var, su var
Yaşam derdindeyken insanlar
Aşksızlığı unutturur.

(şubat 2009)

15 Eylül 2009 Salı

Adı:Korku...

Nefretle yoğrulmuş bir kaç nesle şahidim. Bu şahitlik çıldırtacak beni, titriyorum, korkuyorum, ölesiye korkuyorum. Dizlerimin bağı çözülüyor nefret dolu bir yaklaşmada. Sebep sorguluyorum, kendimce anlamlı hiç sebep bulamıyorum. Hafızamda dehşetengiz öyküler canlanıyor tarihten, şu seneden bu yıldan. Korkuyorum, gitmek istiyorum kaçmak istiyorum. Kaçışın olmadığı fısıldanıyor kulağıma her gün binlerce kez. Mücadele etmem gerekiyor, ama isminden bile korkuyorum, adı: faşizm. Faşizm ideoloji değil, kötülüktür diyor bir yazar, haksızlığın ağababası diye ekliyorum.

11 Eylül 2009 Cuma

yaraşık aşık tendendir...

yaraşık aşık tendendir...
yaraşmalı tengüzarın,
elime dilime damağıma
göz, söz, öz iyidir, hoştur da,
özündeyiz biz de bir etin, dilin, avucun
bedeni kötü zannetme
şöyle bir ardan koyver kendini,
süz beni,
bir dünyadır bu beden
bir dilini öğrendik mi...

4 Eylül 2009 Cuma

Susan adam çeşitlemesi...-2

Adam sustu. Birdenbire. Gitti bir banka oturdu. Çevresi çimlerle, üç-beş erik meyveci ağacıyla kalabalıktı. Adam yalnızlığı seviyordu. Bir de camcılar cam takıyorlardı. Adam yalnızlıktan ölesiye korkuyordu. Kamyonlar gelip geçiyorlardı, herkes işinde gücündeydi. Tüm bir yaşam espri kabiliyetini yitirmişti. Gülerek konuşmuyordu kimse. Y d artık adamın algısında yaşam bir espri değildi. Sevişmek istiyordu adam. Sevişmek espri kabiliyetini yitirmişti. Sevişiyordu işinde gücünde olduğu gibi insanlar aynı şekilde. Adam bankta oturan yalnız adam olmak istemiyordu. Ama başka çaresi de yoktu. Bankta oturan yalnız adam olmak istiyordu. Gözler ve ardındaki algılar rahatsız ediyordu adamı -delilik belirtisi-. İki yandaki bankta bacaklarının rengi gözlerini alan kadınlar kalktılar. Bacaklar espri yeteneğini kaybetmişlerdi.
Adam yazıyordu bunları ama işinde gücünde yazmak yoktu. Adam kendisini görmeye çalışıyordu. Görülmeye değer buluyordu kendini, koklanmaya değer. Ama sevişmekten ölesiye korkuyordu, sevişmenin ardındaki algılardan. Mastürbasyon yapıyordu, her gördüğü teni istiyordu. Adam ahlaksızdı. Ahlaktan ölesiye korkuyordu, ahlaksızlığının resmini çizemiyordu gel gör ki.
Adam sustu. Gözlerinde kimseye bakmazken takındığı dingin bakışlar vardı. Kendini görmeye başlamışmıydı yoksa, o yüzden mi körlük yaşıyordu, sustu.

Susan Adam Çeşitlemesi...

Adam sustu. Bir kadın enginardan bahsediyordu, limon eklemeliydi haşlarken, diğeri sendikaların yatay örgütlenmesinden. Adam sustu, kadın konuştu. Kadın güzeldi, nerede tanırsan tanı, güzel. Biri çekti gitti sakalını avucunda okşayan biriyle, biri çıktı gitti kerevetine. Yelsiz değirmenler buğday öğütüyorlar motorun desteğiyle.
adam sustu. Adamlar enginara bayılıyordu, kadın mayıştırmışsa bir de, adamlar bayılıyordu sendikanın sürrealist çağrışımlarına.
Hiç dedi. Hiç büyük bir yer kaplıyordu adamın edebiyatında. Hiç. Koca bir edebiyat.
Hiç'in sevişilme şansı yoktu. Hiç gözlerini kapadı, Uyku en büyük aşktı.

İstediğim

İstediğin
bende yok!
İstediğim
sende yok!

Biliyoruz ikimiz de!

O halde, yaşayabiliriz

Birlikte!

Helal süt...

Helal süt emmiş yiğitler
Helal süt emmeye cesaret edememiş kız-oğlan-kadınlar
Namusun anlamlarını koşturuyorlardı
Yarıştırıyorlardı

Kazandı
Sütü en beyaz olan

Resmetmek önemlidir.

Resmetmek önemlidir. Yalanın kötü bir resmedicisi isen, lanetlisindir, tüm evrende, tarih boyu. Yalanın iyi bir şairi isen, lanetli lakin hükümdarsındır. Yalanın, soyut ressamı isen, bunun kodlarını ve dilini öğrenmiş isen, öyle birşeysindir.

Resmetmek önemlidir. Doğru, resmedilmez. Doğru, algılanamaz, algılanan yalanın daha önce resmedilmiş biçimidir. Doğru kendini algının dışında resmeder, insanın dışındadır, algının.

Bana doğruyu söyleyemezsin, bana gerçeği resmedemezsin; bana yalanını teşhir edersin. Ve ben sana inanırım, teşhirdeki cesaret, cürret ve resim yeteneği aşkın kendisidir. Aşık olurum işte, resme ve hünere.

Çükü açlık vardır, yalanı reddedişin sonunda, açlık öldürür. Hayatta kalmamızı sağlayandır yalan, ve güzeldir.

Melankolya çeşitlemesi...-2

Adın olsun Melankolya
Derin ve uzun karanlıklardan da
Karanlık
Bakışlarının adı olsun Melankolya

Nasıl sevdim nasıl bir bilsen

Ben ki,
Yerde taş, suda balık, kentte kalabalık,
Kalabalıkta bir garip ahmaklık’ım
Yüksek binalara, gürültülü uçağa,
Oyuncakçılara bakar, şaşkın, dalarım
Bisikletim için ağlarım,
Yüksek yüksek, sarhoş sarhoş bağırırım

Peki ya,
Nasıl sevdim nasıl nasıl aşık oldum bu derin
Uzun, kara tahta, tahtada hoca, hocanın kara gömleği
Kokan karanlık bakışlarına

Adın olsun Melankolya

Oturup ağlarım
Nerde bisikletim

Melankolya çeşitlemesi...

Güzel melankolya* büyümedin daha
Yakışıyor yüzüne bu yüzden
“kendinden umudu kestiğin an”**lar

Ben ağzına değen ağızlar
Elinin titrekliğini anlayamamış eller gördüm
Büyüme sakın,
Kadın olursun
Üzgün bakışların olur,
Çizgilerin değişir
Üzgüntü çizgisi olursun bizzat
Yabancısı olduğun yüzünün
Üzgün, “melankolya” olmaz
Büyüme sen
Güzel melankolya…

(03.09.09)

*:Ece Ayhan üretimi bir sözcük
**: Aragon'un bir şiirinden