25 Mayıs 2013 Cumartesi

aç kapa kokla..

Kapa gözlerini güzel adam. Tatlı çocuk, hayalperest çiçek. Etrafında onlarca sarılma isteğini hisset. Kucaklamak için bekliyorlar seni, soluk alış verişleri hissediyorsun. Sanki duymak istediğin müzik, şarkı, ses, söz, nefes.. Sanki hiç hırpalanmamış bedenin, en gerçek, en yetişkin. Zihnimden geçmiyor hiçbir şey, bedenimden geçiyor tatlı tatlı, ılık ılık. Seni görüyorum, görüyorum. Birbirini gören insanlar için, zihinden geçenler diye bir şey yoktur. Dokunuş, koklayış, seviş.. Müzik gibi işte, müzik de beden işidir ya. Göbek, kol, bacak, kalça, kasık, omuz. Bunlarsız müzik, olur mu hiç müzik. Seni seviyorum. Arzuyu anlatabilmek için yalnızca bunu söyleyebiliyorum, seni seviyorum. Aç gözlerini şimdi. Kim var çevrende, hiç kimse. İşte bu muhteşem bir yalnızlıktır. Filizlerin çıkarılmamış henüz topraktan. İlkel ve bakir tüm duyuların. Koklamak örneğin, nasıl aç, açık, sessizliğin bile kokusunu alabilirsin. Gözlerin örneğin, renklerden ibaret görebilirsin insanları, her bir rengi görmek hakkıyla, onlarca akşamüstü, onlarca seher serinliği isteyecek. Yeni yeni kokular deneyeceksin, çocuğun olacak, yaşlı bir adamın olacak hala yolculuk tutkusuyla gözü yolda, manzara tutkusuyla yol kenarlarında. Aç kapa, kapa aç. Toprak bu yüzden diri hep, hep üretken. Eşyaya dönüşmemiş arzuların tohumu bereketli hayalperestliğinden.