17 Kasım 2013 Pazar
dönem
..sonra çıktı gitti. Ben kaybedeli çok oldu hayretlerimi, biliyorum kimse arkasını sağlama almadan gitmez. Tama manasıyla gitmek yetisi yok kimsede yani..
O dedi ki, şu an ortam çok gürültülü duyamıyorum seni..sonra ben telefonda konuştuğumuzu fark ettim..az bi zaman sonra da yaşadığımı ve yalan söylediğimi.
Oysa nereden nereye..mekanlar üzerine düşünüyordum, eskiler üzerine, yeniler üzerine..el yordamıyla marangozlar tarafından ucuza mal edilmiş budaklı masa sandalyelerin ruhu üzerine. Sokakta yürüken gözlerin esirliği üzerine, barda otururken kulakların esareti üzerine..yalnızlığın, sokakta yalnız olmanın maharetleri üzerine..sonra telefon mu çaldı, ben mi kulağıma yapıştırdım alışkanlık üzre telefonu..sonra çıktı gitti, hayretimi peşine takmadım..ortasını hatırlamıyorum, öncesi ve sonrası var..işte bir de bu yüzden vicdanım rahatsız, hep öncesi ve sonrası diri kalıyor bellekte, ortası nerde, hani ortası..
Sonra ben kahvaltı hazırlamaya başladım, oysa en sevdiğim safhasıdır, maydonoz ve taze nane seven bir kadınla ortaklaşa kahvaltı hazırlamak..oysa bir de hiç sevemedim kahveli ve tütünlü bir ağızla öpüşmeyi..oysa bir de bölünmüş zamanlar var ya, keşke hiç olmasa diye uğraştım, kaçak zannettiler..adı kendinden büyük sonsuzluk var ya, onu hissedebilirdik, sahip olmak yerine sahip olmamayı seçseydik..
Biliyorum anlıyorum seni, kendimi de anlıyorum… biliyorsun her dönem geçiş dönemi, insan evrimin kaygan basamaklısı, geçmiyor hiç bi yerden başka bi döneme. Bak bende kötü bi alışkanlık kadın. Ama biz bu kötü çizilmiş tablonun elemanlarıyız ya, nasıl anlarsan anla, çerçevenin dışına çıkamıyoruz işte. En azından kötü olmamayı seçebiliyoruz. Ben diyorum ki onu seçelim, seçebildiğimiz tek şeyi seçelim, kötü olmayalım. Arzu olalım, şehvet olalım, yoksul olalım, güçsüz olalım ama..kötü olmayalım..
Hangi hikayenin ortasındaydı da ben dinlememeye başlamıştım. O anlatmamaya başladığı zamandı galiba. Telefon kapandı birden, bu sefer kim fark etmişti telefonda konuştuğumuzu..yoksa bi barda mı oturuyorduk. Dün müydü, üç yıl evvel mi, bu gün kime anlatıyorum bunları..
Bak işte insanız, “ne gelir elimizden insan olmaktan başka” sırtımızı dayamak gelir sağlam ve sıcak bişeylere, başka da bişey gelmez, feda etmedikçe sahip olunan beni…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder