Dil, birbiriyle her koşulda uyum sağlayan, esnek can
parçalarının göze hoş gelen dizilmesinden meydana geliyor. Dili kuruyoruz. Dili
kurmak hayal-fantezi dünyaları kombin ediyor. Fantezi-hayal dünyaları ise
zihinden dile baskı yapıyor, ortaya dök, meydana çıkar bizi diye. Sinyaller ses
olarak kendini gösteriyor, ses de edebi melekeye bağlı olarak kulağa derdi
ölçüsünde şarkılar icra ediyor.
Hayal ifade biçimi ne kadar güçlü olursa bir insanın, o
kadar zorlaşıyor aynı frekansta ilişkiler kurması. Ya da bir taraftan da, ifade
ve anlam ilişkisinin sağlıksız hale gelmesinin yanında, belki de algı
etkileşimini doğuruyordur. Yani artık insanlarla anlaşamazsın ama
algılaşabilirsin. Amma ve lakin bu sana bilindik anlamıyla düzenli bir hayat
vermez, bilakis alır. Haylaz düşüncelerle sınıfın dükkatini çekmeye çalışan
afacan ve fakat bir o kadar da utangaç bir okul öğrencisi olarak kalırsın hep.
Yine de gel gör ki, yaşam kederinin yükünden kurtulamazsın. Evet
insanı derdi ayakta tutar, fakat zombiler de ayakta durabilirler.
Yani demem o ki sana, ille de sen, ille de senle..olsun
ister gönül, deneyelim de yenilelim be, hiç denememenin yükü çok ağır ve ağrı
dolu.