7 Şubat 2015 Cumartesi

seni düşünmek ümitli şey..

Dil, birbiriyle her koşulda uyum sağlayan, esnek can parçalarının göze hoş gelen dizilmesinden meydana geliyor. Dili kuruyoruz. Dili kurmak hayal-fantezi dünyaları kombin ediyor. Fantezi-hayal dünyaları ise zihinden dile baskı yapıyor, ortaya dök, meydana çıkar bizi diye. Sinyaller ses olarak kendini gösteriyor, ses de edebi melekeye bağlı olarak kulağa derdi ölçüsünde şarkılar icra ediyor.
Hayal ifade biçimi ne kadar güçlü olursa bir insanın, o kadar zorlaşıyor aynı frekansta ilişkiler kurması. Ya da bir taraftan da, ifade ve anlam ilişkisinin sağlıksız hale gelmesinin yanında, belki de algı etkileşimini doğuruyordur. Yani artık insanlarla anlaşamazsın ama algılaşabilirsin. Amma ve lakin bu sana bilindik anlamıyla düzenli bir hayat vermez, bilakis alır. Haylaz düşüncelerle sınıfın dükkatini çekmeye çalışan afacan ve fakat bir o kadar da utangaç bir okul öğrencisi olarak kalırsın hep.
Yine de gel gör ki, yaşam kederinin yükünden kurtulamazsın. Evet insanı derdi ayakta tutar, fakat zombiler de ayakta durabilirler.

Yani demem o ki sana, ille de sen, ille de senle..olsun ister gönül, deneyelim de yenilelim be, hiç denememenin yükü çok ağır ve ağrı dolu.