27 Haziran 2010 Pazar

'güncel' üzerine bir deneme...

‘güncel’ üzerine bir yazı.

Güncel üzerine bir yazı yazmak, gerek yok bence, her gün çıkan onlarca günlük gazete, aylık haftalık dergiler, güncel üzerine günde altmış tane çıkan yeni kitaplar, bürokrat, asker anıları, sonra bir de gazetelerde yazılan yazıların derlendiği gazeteci kitapları, ana haber bültenleri, web sitleri, paylaşım siteleri…. Sizce geek var mı? O halde güncel bir yazı değil de, ‘güncel üzerine’ bir deneme yazma uğraşı birazcık daha anlamlı olabilir.

Tanımlardn yola çıkılabilir, mesela sorulur, nedir güncel? Diye. Yok ben buna inanmıyorum, bu bir sürü ön yargıyı, varsayımı daha başından yazıya taşımak olur, hem hepimiz aynı zamand mı yaşıyoruz ki. Kardeşimin yaptığı yaş pastayı yerken ve bu yazıyı düşünürken ben, bir de bir parti tabelası ltınd oturn insn, ya da şu an doğum yapan bir kadın, kaçakçılık yapan adam, cinayet, mülk kavgası yapan, para sayan, parasını sayanların parasını sayarak mesai dolduran…allahaşkına aynı zamanda yaşıyor olduğumuz nasıl iddia edilebilir.

Bu fanzin için benden güncel üzerine bir yazı istemişlerdi arkadaşlarım üç ay önce, ben şimdi hazır hissediyorum zihnimi ve şimdi yazıyorum örneğin. Diğer taraftan bir dozer görünür ufukta, bazı taşları yerinden söküp başka yerlere koyacaktır. İşte o taşların güncelidir bu, dozerle taşlar arasında. Bir sopa görünür çocuğun karşısında, çocuğun kafasında bir şişlik oluşturacaktır. İşte bu da çocuğun kafası ile sopa arasındaki ilişki de günceldir.

Bütünden elemeye (bütünleyememe) gidiyoruz, hep aynı alışkanlık. Sopa, taş, kafa dozer bir kenarda körler ve sağırları da yanına alarak hürmetle ağırlanırken, medeniyet yükü bir “bilgi” eşyası, eşyanın sahipleri tarafından, zengince ve imkanlıca sunuluveriyor insanlara. Çok yoruldunuz taş ve sopayla, gelin biraz eğlenin diyorlar. Gerçekten de eğlendirici, kafa dağıtıcı, özellikle şiş kafalar için baya etkili bi uyuşturucu ağrı kesici vazifesinde..onların diliyle küçük insanların küçük hayatlarına büyük söylemler, büyük hayaller sokuyorlar. Artık taş sopa gündem konusu olamıyor, bilgi eşyasının o akşamki matinesinde oynayan oyun ilgi görüyor. Taşlar sopalar üzerine dahi o bilgi eşyasına başvuruluyor.

Ütopyalar ve distopyalar arasında, binlerce seçim arasında, hem de birkaç saniylik süreler ortasında dahi, gidip gelmeye, yuvarlanmaya başlıyor bizim insanoğlu, insan-kadın. Bilgi eşyasının tekerlekli konutlarıyla yatayda çarpışa çarpışa eğleniyorlar. Dikey ve derine doğru kök salamıyorlar bir türlü, mesela bir ağaç dikemiyorlar. Bu çarpışa çarpışa karmaşanın içinde yorgunluk, trafik memurlarına devrediyor bütün işi.

Mesele dozerle kafa, taşla sopa arasında oysa ki. (kafam mı karıştı ne). Taş yerinde ağırdır. (bu ne şimdi) güncel bilgiden kopunuz, anlık bilgiye itimat ediniz. (sizli bizli cümleler)

Hey sen bürokrasi, hey kurum mantığı ve hiyerarşisi, medya sahipliği, dedikodu ve hamaset çemberi, kol bacak kıç ve iç kuvvetleri… insanı kendi yaşamından uzakta tutmak mı bütün işiniz, neyin ona ait neyin onun dışında olduğunu söyleyip durusunuz. Doğrudan ne varsa allayıp pullayıp dolaylı hale sokmanın alemi nedir elalem. Bu çıkmazlar komedyasını, bu hayaletler dünyasını yırtıp atmak çok mu zor. Zor ma çok değil. Bilgiyi kendi ahlakına yoran, insanlar arasında tanıtıcı, uzlaştırıcı, birleştirici, düzenleyici kurumlar…memuriyetin mitolojik evreni, devleti. Yok ol, yok ol, yok ol.

“güncel”, bilginin hangi sınıf, gurup ahlakı doğrultusunda, hangi araçlarla, hangi dolaylı yollardan geçip hangi insana ulaştığına göre şekillenen illet bir şeydir. Ben aldım denedim, hiç tavsiye etmiyorum, ellerinizi bol sabunla ve suyla yıkayın.
Bu günkü güncel turumuz burada sona ermiyor, tarihin artıklarını silene kadar devam ediyor. Kendinize mukayyet olun!

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder