14 Eylül 2012 Cuma
kendini susturma yeteneği..
şu şarkı döner durur kulağımda: günümüz gecemiz rezil bi yalnızlık. eve gelişlerim, evden çıkışlarım, bir insanla buluşmalarım... nasıl da her seferinde şu çarka çomak sokmak ümidi ile, buruk da olsa heyecanla. vazifemi yapamaz halde miyim, bir memurun eve gelişi gibi de oluyor bazen, bir iş görüşmesinin kuralcı temkinli tavrı da oluyor bazen. acaba neyin gürültüsünde boşluğa kurban ediyorum fikirlerimi. şiddetle, evet şiddetle karşı çıktığım bi şeyler var şu kadınların, erkeklerin davranışlarında. anlatmaya çalışıyorum, yaşayarak izler izletmeye çalışıyorum. çok yaklaştım işte, bu insan büyüyüp çoğalmanın başlangıcı bu insan işte diyorum, üçün, dördün beşin ve sonsuz örgümün, örgümüzün. şiddetlle karşı çıktığım bişeyler var. düşünce çok yavşak çalışıyor, herşeyi herşeye tamamlıyor. hiçbişeyi eksik bırakmıyor, bi bıraksa, bi duraklasa kimse bu kadar haklı olamayacak. bunları anlatmam lazım bebeğim. korkuyorum kalpsiz, aşksız, suratsız bi geleceğe doğru itiliyorum. ne kadar tipik yav diye düşünüyorum. hangi okuldan olursa olsun hangi mahalleden olursa olsun, nasıl da tipik öğrenilmişlikler. ve şimdi ben bunu derken, yani öğrenilmişlikler derken, bu sefer böyle olmamalı ya da bunu yapmayın gibi söylemiyorum. çünkü sardı bedenimi ruhumu, ne kadar güçlü ne kadar su yolu fiziği gibi göründüğünü hissediyorum. ticarethane, reklam departmanı, halkla ilişkiler. eğreti karşılanırdı bir zamanlar bu meslekler, şimdi meslek değiller artık, felsefeler. farkında değil misin be adam, işin gücün yoksulluğun, aşk acısının ayrılık acısının kuyruk acısının gölgesi artık gölge değil, artık bu ciddi bir beyanname devletin mahkemelerine sunulmuş. ve biz artık böyle yaşamak istiyoruz devletimiz deniyor. hayal kurmak masal anlatmak...hepsi formatındayken mübah, format dışına inanç, haşa allaha inançsızlıktan bile daha zor.
bi parça sessizlik işimizi görebilir. kendini susturma yeteneği, bi parça.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder