kabuklanmış, kuru,
şu kömüre çalan kara mevsim kurusu dal
kara vaktinde, soğuk gün sonrasının,
ezberiyle övünen, bir çan sesi korosunun
duldasında,
anamaz olmuştur adamları ve bebeleri,
bedenleri,
ortalık yerin mevzuatı kırık ıslığı,
anamaz olmuştur artık bir şiire dokunur gibi
hediye verme ve alma alışkanlığı olmasa da,
temiz bir terkedilişe hasret kalmıştır.
giderken miras kavgasına tutuşulmayan gitmelere
hasretler yontmuştur kendine
ahşap çiçek gibi
ne aldanış!
kuru dal kurusu
kömürleş
hediye etmek istemeyecek misin acaba bir daha
ne idüğü belirsiz,
cansız canını
kadınlı bir akşam sofrasına
Şu narin dal
manzarasına ince dal rengi bir işaret düştüğü bahar şehrine
bebeler, adamlar da hediye etmiştir
manzaraya dokunmasını bilen usta gözlere
şiirler de hediye etmiştir
pek fazla duyulmamış ünlü duyarlılıklara
eski
çiçek isimleri vermiştir
dermiş, derlemiş, eksiği bilen hoş sohbet bir derviş
mekanı,
dili yontuyarak çizmiş gibi mağara duvarına,
has benizli kadına,
ne ince armağan etmiş,
eski isimlerini
çiçeklerini.
(ikibinoniki mayıs)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder