8 Mayıs 2012 Salı
kafamın ne güzel bir yerinden, 'ruhi' su dokunuşlarıyla tatlı tatlı sızlayan hayat. ben şimdişu dışardaki korkuya inat mı, yoksa onun koşutluğunda mı çıkarıyorumkoyuyorum şarabımın yanına, ne ince, ne hoş seda bir muhabbet mezesi niyetine seni...
şu sıra kimsenin kimseyi tanımaması üzerine de düşünüyorum ya, bir de ben hep haberleri yokken insanlarla hayaller kuruyorum. şarkı söylerken, beraber aynı rüzgardan aynı esintiyi alıp aynı sarhoşluğu tadarken. fazla yaklaşmamam gerektiğini biliyorum ve bildiklerimi önemsememem gerektiğini de. hayal bana yakın yar bana uzak veysel, hey veysel hey. ne eksik ne fazla, ne sonlu ne başlı, bir ömrüm içinde bir yerlerde hep farkında olunmayan özgün rengi ve kokusuyla, hep duran orda yalnızca zaman zaman farkına varılan.
içine daldığım her hayal, benim içime dalan her hayal, çıkıp gitmeyecek, sonuna kadar yürüyeceğiz birbirimizin içinde. kamunun sözde ciddiyetini takınmak yok. edebiyat kılıklarında söylev çekmek yok. bu sarhoşluk bizim, bu davet bizim.
yorgunluğumun, açlığımın anlamını biliyorum artık, dolaylamaları saldım gitti ya kadınların peşinden, biraz göz kırpmaktan zarar gelmez yine de, bu ömrü paylaşmayadır derdim, bütün derdim...
(ne yazsam sana mektup oluyor bre cinaslı)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder