26 Şubat 2012 Pazar

dem bu dem...

işte bilmediğin bir dilde, meydan okuma sanatında, ya da zanaat mı desem, ne desem, hadlerini bildirmeye çabalıyorsun değirmenlere. Senden ötesi yok bunu bildiğin gibi ciddiyetle, biliyorsun da aynı zamanda senden ötesi var. Korkunun kaynağı bu olsa gerek. Onların kazanında kaynıyorsun siktir olur gidersin en fazla başka bir kaynar kazana. Boyun eğdikçe, ya da nasıl desem, güç ile güçsüzlük arasındaki ayrım anlaşılmadıkça, sefaleti tatmaya devam edecek insanlık. Rezilce, sefilce, aşağılıkça bir sefalet... adı kadın olur, erkek olur, gündüz olur gece olur. Sefil zamanın adı mı var sanki, özbenciliğin adı olmadığı gibi, siktir etsen de siktir etme dur hele, otur bir daya çenene ellerini, resim ol şarkı çal, özür dilemeyi bırak kendinden ve onlardan, dem bu dem, kovulmanın demidir...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder