8 Mart 2010 Pazartesi

gider...

Kadın odadan içeri girer.
- daha büyük bi ihanet kurgulayamadın öyle mi. Daha büyüğünü işlet hadi. Beden acısının ötesine geçemedi ihanetin. Çiziklerime bak, bunlardan çok acıtmadı ihanetin..
adam kindar bakışlarla:
ihanet sözcğünden nefret ederim. İhanetedecek kutsallarım hiç olmadım, hiç de saygı dymadım başkalarının kutsallarına hoşgörü ayağına.

Kadın adama sert bi tokat atar.
- tamam, saygı duymanın beklemiyorum, çıkardım literatürümden saygı kelimesini, öyle olsun. Sen demiyordun ki diptedir insan, dipeki insanın acısını anlatıp durmuyor muydun
adam: dilencilik değil di kastım. Acı da inmsanın kendisine aittir. Kimsenin kimsenin acısına karışmasına hakkı yok.

Kadın: peki bu kadar insanın dibinde, kıçında dolaşan sen,vicdandan bahseden, paylaşımdan bahseden sen. Nedir peki bu ikiyüzlülüğün. Yalancının tekisin sen.

Adam: özgürlük bencilliği kaldıramaz, en azından mücadelesi. Öteki olmadan olamaz hiç birhazzın, hiç birvaroluş swebebin. Kendi gözyaşlarını kendin sileceksin, lakin, gözlerin bakmaya görmeye devam edercek, kulakların duymaya.

Kadın: beni neden duymadın pki. En yakınındakilere beslediğin bu kin nedir. En yak8ınındakiler gerçek yüzünü görüyor işte senin. Sen ancak çemberinin dışındakilere caka satarsın.
Adam: o çember benim çemberim değil. Varsa eğer bi çember, tektir bi tanedir. Benim çemberim de ne. Saçmalık. Başkasının çemberlerine giriliyor oluş algısı sorunlu. Ben hiç böyle bi iktidar alanı yaratmadım.
Kadın: kadın mı istiyor yani tutsaklığı.
Adam: adam kadın ayrımı yapmadım. Ezilmenin modası geçti bende. Ezenlerimizden kurtulamadıkça, evet iddia ediyorum, tutsaklığın knforu cezp ediyor. Seni ve senin gibi binlerce insanı. Hep dimdik durmanın zararı bu işte, aşağılara eğilip alamıyorsun düşen şeyleri.
Kadın:sen bi ağaç mıosın ali. Eğilmelisin, bırak bu eğilmeyen isyankar havari numjaralarını. Çarmıha germiyolar artık. Kimseyi.
Adam: kusura bakma ama konuşurken basit imgelerden öteye geçemiyorum, tartışırken.
Yoruldum, konuşmaktan yoruldum. (iç ses: işte seni yok sayıyorum, daha fazlasına, yok etmeye ve yok olmaya dermanım yok) oturacağım biraz şöyle.
Kadın bir tokat daha atar adama.
Adam: iki bira ısmarkla bana, ya da bırak uyuyayım.
Kadın: kaçış diyorlar işte bu senimn yaptığına, cevap veremiyosun işte yie. Kaçıp duruyosun.
Adam: (sadece savunmamaya başladım artık kendimi, sen savunmaya devam et. Ve lütfen iki bira ısmarla bana, beş kuruş param yok, azıcık da sevişiriz biraz boşalmam lazım.)
Kadın: susuyorsun işte.
Kadın buzdolabına gider üç tne bira getirir. Adam üç birayı görüp ikisini ben içsem iyidir diye düşünür.
Adam: teşekkür ederim. Müsaade edersen biraz susabilir miyim. Gerçektn çk yorgun ve boşlmış bi gerginliğim var, hem bomboş hem gergin. biraz kapatalım gözlerimizi ve biraz yok sayalım birbirimizi.
Kadın: seni seviyorum ben..
Adam: lütfen…(sus işaeti ve mimikleri)
Kadın yine hala seviştiği admın yanında olmanın verdiği bir konforla admın dizlerine yatar. Adam da ellerini öylesine kadını vücudunda gezdirir. Kadının yüzünde intikamcı ama rahatlamış bi gülümseme belirir….
Sevişirler…sevişm esnasında kadın sürekli adama onu çok sevdiğini söyler, adam ise kayıtsızdır, adam boşalır, kadınadama şefkat ve kin dolu sarılır. Uyurlar öylece.
Sabah olur, çk erken saatte kalkar kadının yanından…kadının kulağına fısıldar:
---vazgeçebiliyorum, özgürüm…
gider

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder