Dolmak ile boşalmanın dengesi tutmadığında, girdap oluşur, türbülans
oluşur, hangi fikirleri ya da ilhamları yutup, derine göndereceği, ya da hangi
anıları düşünceleri gün yüzüne çıkaracağı bilinmez. Kendi düşünce karmaşasını
seyir eylemekten keyif alan bir kişi için bu keyfile geçecek bir ömür demektir.
Ama bir taraftan da gün geçtikçe yalnızlaşmaya sebep, insanlarla derin ilişkiler
kurmayı sağlayan nesneler üretmekten de alıkoyulması ile sonuçlanıyor
demektir. Filmler seyretmek, kitaplar okumak, düşüncelerin fütursuzca zihne
girip çıkmasına izin vermek, her telden müzikler dinlemek… Gidişat gösteriyor
ki, daha az insan, daha çok kitap, müzik, vs. Bu kader-i akıbet yüzündendir,
anlaşılan, şiir sanatının, roman sanatının ya da müzik sanatının kutsal yalnızlığın mührü
olması.
Yine yalnızca anlık bir paradigma mı kuruyorum acaba? Girdap halindeki
bir zihinden başka nasıl tutarlılık beklenebilir ki zaten..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder