17 Nisan 2013 Çarşamba

mühendislik ekonomisi üzerine...


Dolmak ile boşalmanın dengesi tutmadığında, girdap oluşur, türbülans oluşur, hangi fikirleri ya da ilhamları yutup, derine göndereceği, ya da hangi anıları düşünceleri gün yüzüne çıkaracağı bilinmez. Kendi düşünce karmaşasını seyir eylemekten keyif alan bir kişi için bu keyfile geçecek bir ömür demektir. Ama bir taraftan da gün geçtikçe yalnızlaşmaya sebep, insanlarla derin ilişkiler kurmayı sağlayan nesneler üretmekten de alıkoyulması ile sonuçlanıyor demektir. Filmler seyretmek, kitaplar okumak, düşüncelerin fütursuzca zihne girip çıkmasına izin vermek, her telden müzikler dinlemek… Gidişat gösteriyor ki, daha az insan, daha çok kitap, müzik, vs. Bu kader-i akıbet yüzündendir, anlaşılan, şiir sanatının, roman sanatının ya da  müzik sanatının kutsal yalnızlığın mührü olması. 
Yine yalnızca anlık bir paradigma mı kuruyorum acaba? Girdap halindeki bir zihinden başka nasıl tutarlılık beklenebilir ki zaten..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder