“Sam yeli de dalgınlıklarla bir çocukmuş
eğilip barışlıklar çizermiş evler üzerine
nasıl bir ağaçdıysak çocukken
tümleçleri özneleri nasıl unuttuysak denizde
turunç olmak istiyoruz yine turunçuz da”
Sen bir turunçsun. Renk seçtim, sonra da bir isim koydum sana. Biliyorum anlatmamam gerek, ama ben hiç duramam ki hep söylerim, anlatmaya çabalarım. Sen beni değil, kafandaki turuncu anyemis’i seviyorsun, diyorsun. Ben de zaten hep kafamızdakilerle eşleştirmeye çabalar durmaz mıyız diyorum, hem sen kafamdakine çok benziyorsun diyorum. Her gün unutuyorum seni en baştan biliyor musun, her gün yeni baştan tanışıyorum senle, kim bu yahu diyorum kendi kendime. Ben ne zamandır “sen”li cümle kurmuyordum.
Yasakladık en baştan birbirimize bütün tanım cümlelerini, ölmüş kavramları. Ama hani zaman zaman dayanamayıp döküyoruz ağzımızdan yine. Ne yaparsın, çok kalabalık bu dünya, birbirimizle konuşmalarımızın on katı dışarıyla konuşuyoruz, dil alışkanlığı işte.
“yıkıcı bir aşk bu
yıkıyor milletin ortasına
tutku yükünü”
ah şu alışkanlıklar, birbirimizle az konuşmalarımızda bir türlü vazgeçemedik şu alıntıların kolaycılığından. Her alıntı cümlemizde utanıyoruz değil mi, cümleler yarıdayken, virgüle dah ulaşmadan sönüyor, sessizliğe dalıyor.
Utanıyoruz değil mi, hani biz utanmazdık ya, ben senden sen benden önce, hani biz ahlaksızdık, mülksüzdük. Özgürlük ve aşk meretlerini dile getirirdik sık sık yan yana. Hani korkmazdık biz, şimdi nasıl da korkuyoruz bu kötü dünyadan. Bir kelime hortlayıverdi, çözülemiyor bilinemiyor hala anlamı, anlamla alakasız bir kulvarda zaten. Neydi o kelime: Tutku. Şimdi bu tutku mereti bizim bütün korktuklarımızı bizim karşımıza diktimi koskocaman, dikti.
Bir renk istiyordum bu öğrenci evine, bu odaya, bu çala kalem barınmaya. Turuncu olacaktı biliyordum. Benim nerem turuncu diyorsun, kokusunu alıyorum ben turuncunun sende. Bu bir oyun, dingin sakinliğimizin arkasında kimseye söyleyemediğimiz tehlikeli bir oyun. Bu bir dans, ayakta durmakta zorlansak da.
Sonumuz kötü biliyorum. bu yüzden sımsıkı sarıldım bu oyuna, en kötüsü olsun diye!
Unutmaya başladım bak yine…unuttum…
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder