her şey yerli yerinde, intizam ve de büyülü bir ahenk içinde olmalı. eşyalar dansımızın uyumlu birer parçaları olmalılar. odadaki insan kokusu,sokağın sesi, sokak lambalarının perdeye yansısı... ahenk, işte parola sözcüğüm bu.
bekliyorum...
kitaplıktaki kitapların düzeni, boy, renk, tür... koltuk ve sandalyelerin duruşu, yönü.. banyo, mutfak, tuvalet temizliği, kokusu..
o saatte hangi radyoda ne tür programların olacağı, beklerken okuyacağım kitaplar, neler çalıp söyleyeceğim,enstrumanların odadaki yerleri... kül tablasında kaç izmaritin kalacağı..komşularla alışverişi, sohbeti de şimdiden yapmalı, bitirmeli. yemek malzemesi almalı, hazırlayıp mutfağa yerleştirmeli,yerli yerince...ve bütün bu hazırlık anlarımdaki hareketlerimi o ana tam yetişecek biçimde ayarlamalı,zamanı yerli yerince aksatmamalı.
beklerken...
gelmeden önceki sarhoşluğumun derecesi, onun içebileceği kadarına göre olmalı. gelmeden yalnızca iki bira örneğin.paketteki sigara hesabını da titizlikle yapmalı.tuvalet durumum,
şiirler seçmeli, hava durumuna bakmalı, giyineceğim renkleri belirlemeli... hatta bir şiire başlamalı- konusu malum- sonunu bırakmalı,o kapıdan girer girmez yazmalı sonunu.
beklerken...
saçlarım...acaba gelene kadar ne kadar uzar, hesabı iyi yapmalı. saat yaklaştı, yol gözlememeli, hiç tahminde bulunmamalı, nasıldır, nedir...biralar içildi, hiç sorun yok, her şey yerli yerinde, sadece sanki sokak lambasının ışığı beklediğim gibi yansımıyor içeri azıcık...
kapı çalınıyor...
gelmiyor...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder